top of page

Nesne Devamlılığı ve Güvenli Bağlanma: "Annem Gitse de Geri Gelir!"

Bebeklikte bilişsel gelişim açısından en önemli keşif, nesne devamlılığı kavramıdır. Nesne devamlılığı gerçek dünyadaki nesnelerin görüş alanı dışına çıktıkları zaman bile var olmaya devam ettiklerine ilişkin farkındalıktır. Yani bir anlamda, bebek için, “gözden ırak olan gönülden de ırak olur”.




bebek nesne devamlılığı anne bebek ilişkisi


Anne-bebek ilişkisinin etkileri, yaşam boyu sürer

İnsanın dünyaya uyum sağlamasında anne-bebek ilişkisinin önemi büyüktür. Doğru kurulan anne-bebek ilişkisinin etkilerinin tüm yaşam boyu sürer.

Bebek, ‘annem gitse de geri gelecek’ düşüncesini oluşturabilmeli

Gelişim süreci içinde, hemen hemen tüm gelişim alanları birbirleriyle paralel bir seyir izler. Yani bir alandaki gelişimin başarısı bir başka alandaki gelişimin başarısından etkilenir.

 

Bu noktada, bebeğin “annem gitse de geri gelecek” şeklinde bir düşünce geliştirebilmesi için öncelikle bilişsel açıdan belli bir olgunluğa ulaşması, sonra da bunu sosyal ve benlik gelişimiyle ilgili olumlu kazanımlarıyla birleştirmesi gerekir.

 

Bebeklikte bilişsel gelişim açısından en önemli keşif, nesne devamlılığı kavramıdır. Nesne devamlılığı gerçek dünyadaki nesnelerin görüş alanı dışına çıktıkları zaman bile var olmaya devam ettiklerine ilişkin farkındalıktır. Yani bir anlamda, bebek için, “gözden ırak olan gönülden de ırak olur”. Bu olay 1,5-2 yaş arasında tam olarak çözüme ulaşmakta; nesne devamlılığı kazanılmaktadır. Bu kavramın bir diğer boyutunu ise kişi devamlılığı oluşturur. Bebek için, “kişi” de görüş alanında değilse, yok olmaktadır. Bebek için en önemli kişi de onun her türlü ihtiyacını karşılayan ve ona bakım veren annesi olduğundan, 1,5-2 yaşına kadar bebek, annesi gözünün önünden kaybolduğunda, yok olduğunu düşünerek kendisini parçalarcasına bu olayı protesto eder. Oysaki bu devamlılık kazanıldığı andan itibaren, bebek, kendi dışında, bulunduğu yerden başka yerlerde de yaşamın devam ettiğini algılayabilir. 

 Güvenli bağlanım, önemlidir

Bebeklik döneminin sosyal gelişim özellikleri irdelediğinde, önemli kazanımlardan birinin, bebek ile anne arasında gelişen güvenli bağlanım ilişkisi olduğu görülür ki, bebeğin kişi devamlılığı problemini olumlu bir şekilde çözebilmesinde, güvenli bağlanım, önemli bir rol oynar. Bir diğer deyişle, bilişsel açıdan gelişerek kişi devamlılığını kazanmış olan bebek, eğer o güne kadar annesini her ihtiyaç duyduğunda tutarlı bir şekilde yanında bulmuş ise, o zaman ona karşı güvenli bir bağlanım sağlamış olmakta, bu sayede de bebeğin düşünce sistemi “insanlar gözümün önünden kaybolduğunda yok olmuyorlar, artık bunu biliyorum. Annem de bugüne kadar her ihtiyaç duyduğumda benim yanımda olduğuna göre, annem şimdi gitse de geri gelir ve benim ihtiyaçlarımı karşılar...” şeklinde bir düşünce silsilesi oluşturur.

Bebek, annesinin ayrı bir varlık olduğunu keşfetmeli

Bebeklik döneminin, bir ölçüde, benlik gelişimi olarak tanımlayabileceğimiz parçası da yine bebeğin ayrılıklara vereceği tepkilerin önemli belirleyicilerinden biri olarak karşımıza çıkar. Bebek, 1,5-2 yaşına kadar, davranışları ile bu davranışların sonuçları arasındaki ilişkileri keşfetmekle meşguldür. Örneğin, bir nesneyi yakalamak için ne kadar uzanması gerektiğini, yemek tabağını masanın kenarından aşağı ittiğinde ne olduğunu, ellerinin vücutlarının bir parçası olduğunu fakat karyola parmaklığının ise vücudunun bir parçası olmadığını öğrenir. Tıpkı karyola parmaklığının vücudunun bir parçası olmadığını öğrenmesi gibi, bebeğin, annesinin de ayrı bir varlık olduğunu anlaması gerekir. Henüz bunun farkına varamayan bebek, anne gözünün önünden kaybolduğunda, hem “giden geri gelmez” düşüncesi hem daha önceki anneyle olan deneyimleri çerçevesinde geliştirdiği  “annem zaten bugüne kadar hiç bir zaman ihtiyaç duyduğumda benim yanımda olmadı ki” düşüncesine bir de “annesinin kendisinden ayrı olmaması gerektiği, onun bir parçası olduğu”na olan inancı eklendiğinde, ortaya çıkan durumun içinden çıkılmaz bir hal alması kaçınılmazdır.

 

Görülebileceği gibi, bebeğin kendi doğal bilişsel gelişiminin bir parçası olarak “kişi devamlılığı” kavramını kazanmış olması, onun anneden ayrıldığında huzurlu bir şekilde yaşamını sürdürmesi anlamına gelmez. Bu kazanıma ek olarak, bebeğin, annesinin kendisinden ayrı bir varlık olduğunu anlaması ve en önemlisi de annesiyle kurmuş olduğu ilişkisine güven geliştirmiş olması gerekir. Ancak bu şekilde bebek, annesinden ayrıldığında sükunetini korur, “bir işi olduğu için gitti ama gitse de geri gelir, o beni bırakmaz, bugüne kadar da hep böyle olmadı mı?......” şeklinde düşünceler geliştirir, aynı mekanda olmasa da onun döneceğini hissedebilir. 

Bebek, yetişkin bakış açısıyla yargılanmamalı

O zaman denebilir ki, bir buçuk iki yaşına kadar, bir bebeğin annesi evden ayrıldığında ağlaması, bu olayı protesto etmesi çok doğal bir tepkidir ve bu tepkiyi engellemeye çalışmak da anlamsızdır. Problem olan, iki yaşını geçtiği halde bu tepkileri devam ettirmesidir. Şu hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, bebek bir yandan kişi devamlılığı kavramını kazanırken bir yandan da annesiyle kurduğu ilişkiyi test edebilmek için birtakım girişimlerde bulunur. Bu girişimleri, biz yetişkinlerin anlaması çok kolay değildir. Kendi içinde farklı kurallar ve bir anlamda bakış açıları içerir. Onun için hiçbir zaman bir bebek, yetişkin bakış açısı temel alınarak yargılanmamalı, bebeğin verebileceği çok doğal tepkiler, “çok huzursuz bir bebek” ya da “huysuz” şeklinde etiketlenmemelidir. Eğer bir bebek yaşadığı bir olaya herhangi bir şekilde tepki veriyorsa, kendisine göre bir anlam ifade ettiği içindir. Bunun yetişkinlerin düşünce sistemine uymaması, böyle bir tepkinin anlamsız olduğu anlamına gelmez. Bebek için bir anlamı vardır ki bu da bu tepkilerin yetişkinler tarafından anlaşılmaya ve anlamlandırılmaya çalışılması gerekliliğini ortaya koyar. 

 “Anneciğim sen gidince bir daha dönmeyeceğini düşünüyorum ve çok korkuyorum”

İki yaşına geldiği halde bir bebek, annesi işe gittiğinde huzursuzluk yaratıyor ve anne geri döndüğünde de ona nefes aldırmayacak ölçüde bire bir ilgi talep edecek davranışlarda bulunuyor ise, bu onun “anneciğim sen gidince bir daha dönmeyeceğini düşünüyorum ve çok korkuyorum…” mesajını veriş şekli olduğu düşünülmeli.

 Anne, tutarlı tepkiler vermeli

Burada bebek ile anne arasında bugüne kadar kurulan ilişkinin niteliğinde problem olduğu, gelişmesi gereken güven ilişkisinin oluşmadığı anlaşılır. Bunun çözümü için ise, öncelikle, anne-bebek etkileşiminde “yeniden yapılandırılma” çalışmalarının başlatılması, ilişkinin güven temeline oturtulması çerçevesinde, annenin, bebeğin ihtiyaçlarına zamanında ve tutarlı tepkiler vermeye başlaması, işten dönüş saatlerinin belli bir düzende olmasına dikkat edilmesi, dışarı çıkarken bu ayrılışın kaçarak, çocuğu aldatarak değil, ona açıklama yaparak gerçekleştirilmesi, geri dönüldüğünde de “işte bak sana söylemiştim şu kadar saat gidecem sonra dönecem diye ve döndüm…” şeklinde “sözünde duran bir anne” olunduğunun bebeğe hissettirilmesi gerekir. Bebeklerin kollarında yetişkinler gibi bir saat olmayabilir ya da onlar bir yetişkin kadar, yapılan açıklamaları anlamıyor görünebilirler. Ancak şu hiçbir zaman unutulmamalı ki, onların da kendi kafalarında bir saat var ve bu saat, çevresinde yaşanan olaylar belli bir düzende işlediği koşullarda, çok da dakik bir saattir. Her akşam 6’da işten dönen bir annenin, bebeğini kapıda onu beklerken bulması ve 5.30’dan itibaren onu her gün beklediğini öğrenmesi, şaşırtıcı değildir. Ayrıca, o sizi anlamadığını düşündüğünüz bebekler, aslında sizi fazlasıyla anlar. Sadece onların anlama şekli, yetişkinlerden farklı, kendi “süzgec”ine sahip bir düşünce sistemidir.  


156 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page