HAKKIMIZDA

Merhabalar. Ben Ahmet Tosun. Öykümüzü sizlere anlatma görevi bana düştü. Her birimizin kişisel öyküsü çok daha uzun olmakla birlikte, Pinna'nın hikayesi 2012 yılında başlıyor.

 

Çeşitli üniversitelerde çalışan bir grup akademisyen klinik psikolog, 2012 yılında bir araya gelerek Pinna'yı kurduk. O zamanlar amacımız, her birimizin farklı farklı ruh sağlığı merkezlerinde yürüttüğü psikoterapi uygulamalarını bir çatı altında toplamaktı. Yola küçük bir grup olarak çıkmıştık, ama zaman içinde ekibimize yetiştirdiğimiz eski öğrencilerimiz, psikoterapist dostlarımız, akademisyen arkadaşlarımız, genç meslektaşlarımız da katıldı. Bugün geldiğimiz noktada Pinna, farklılıkları ve zenginlikleriyle bir araya gelmiş bir grup psikoloğun birlikte geliştiği, birlikte ürettiği, birlikte çalıştığı aktif bir psikoterapi merkezidir. Burada hepimizin temel amacı; sahip olduğumuz tüm bilgi birikimi ve deneyimi siz danışanlarımızın hizmetine sunarak bunları somut bir faydaya dönüştürmektir. İşte sizlere ulaşacak bu fayda, bütün bu hikayede olup bitenleri anlamlı kılacak en önemli şeydir.

Ekibimi tanıtırken umarım aşırıya kaçmış olmam. Buradaki insanlar, her şeyden önce bilimsel düşünceyi düstur edinmiş, merak etmeyi, araştırmayı, şüphe etmeyi, sorgulamayı ve öğrenmeyi bir hayat biçimi haline getirmiş insanlardır. Ben de dahil buradaki herkes, hala öğrenci, hala araştırmacı, hala okuyucu, hala meraklı bir çocuk olarak hayatlarını psikoloji bilimi içerisinde geçirmektedir. Bugün bu insanlarla bir arada çalışarak günlerimi geçiriyor olmayı, şahsen meslek hayatımın bana bir armağanı olarak görüyorum. Sevgili Carl Sagan'nın "bilim bir bilgi yığını değildir, bir düşünme biçimidir" sözü, işte bu insanlarla geçirdiğim her günümün bir özeti gibidir.

Burada bilim ve bilimsel düşünce vurgusunu özellikle yapmak istedim. Çünkü ben bunu genel olarak psikolojinin ve özelde Pinna ekibinin temel ayırt edici unsuru olarak görüyorum. Psikoloji hizmetleri ve psikoterapi uygulamasının özünden bilimsel paradigmayı çekip çıkarırsan, geriye kalan şeye ne denebilir ki! Nitekim insanın sorunlarını çözmesini ve kendini geliştirmesini amaç edinmiş sayısız dinsel pratikler, kadim öğretiler, yaşam kılavuzları, bilgelik felsefeleri, mistik inançlar, şifa öğretileri, arınma ritüelleri ve yaşam koçlukları vardır. Pek çoğu günümüzde giderek artan bir ilgi de görmektedir. Hangisinden, ne kadar ve ne fayda sağlandığı kişiden kişiye değişmektedir. Kendim de dahil pek çok eşim, dostum ve danışanım bunların bazılarını kendilerine yakın görmekte, onlarla direk veya dolaylı olarak ilgilenmektedir. Ben bu yaklaşımların, hayat denen kocaman bilmeceyi yaşamada insana farklı katkılar sunabileceğini düşünmekteyim. Burada bunları anmamın nedeni psikoloji biliminin insana sunduğu hizmetlerin bunlardan farkını vurgulamaktır. İşte bu fark, bir kere daha tekrar edeceğim gibi, bizim hayata ve insana yaklaşımımızın bilimsel paradigmaya dayanmasıdır. Bu fark verdiğimiz tüm hizmetlerin temel kuramını, düşünme şeklini, çerçevesini, yöntemini, amaçlarını, kısaca aklımızdan geçecek her düşünceyi ve ağzımızdan çıkacak her kelimeyi belirler. Bu bizi bazen diğerlerinden öne, bazen de geriye koyar. Bilgelik felsefelerinin, kadim öğretilerin ve mistik pratiklerin yanında psikolojinin düz, somut, görgül, bilimsel yaklaşımı epeyce sönük kalır. Olsun. Kişiye zarar verme riskini en çok gözeten, bunu önlemek için en fazla önlem alan, işe yarayıp yaramadığını sürekli denetleyen, şüphe etme ve sorgulamaktan asla vaz geçmeyen, kendini yenilemeye kafayı en çok takan yaklaşım, bilime dayalı psikolojik hizmetlerdir. Verdiğimiz hizmetlerde işte bunun çabasında olmak, meslek tanımımızın ve etiğimizin en önemli unsurudur.

Evet, işte bütün bunları düşünerek ve bir fayda üretmeye çalışarak, ben meslek hayatımın 29., Pinna da hizmet hayatının 9. yılını geride bıraktı. Günün sonunda tüm bu çaba ve uğraşımızı değerlendirecek olanlar, elbette siz değerli danışanlarımızsınız. Umarım sizlere sunduğumuz tüm bu psikolojik hizmetler, hayatınıza katkı sağlamada amacına ulaşıyor ve beklentilerinizi karşılıyordur.

Esen kalın.

Sevgi ve saygılarımla,

Dr. Ahmet Tosun

Ekim 2021